Preziosi ailesi Malta’yı Doğu Akdeniz’deki korsanlık faaliyetleri için ileri üs olarak kullanan Korsikalı bir ailedir. 1718 Sicilya yönetimi Malta Şövalyelerinden yardım istemiş ve Malta Şövalyeleri yardım için Giuseppe Preziosi’yi göndermiştir. Giuseppe Preziosi sayesinde Sicilya donanması İspanyol ablukasını kaldırır. O yıllarda Sicilya kralı olan Savoy dükası II. Vittorio Amadeo, Giuseppe Preziosi’ye kont unvanını verir. İlerleyen dönemlerde Preziosi ailesi Malta’ya yerleşirler. Amadeo Preziosi, 2 Aralık 1816 yılında Malta’nın başkenti Valletta’da dünyaya gelir, çocukluk ve gençlik yıllarını bu şehirde geçirir. Babası Gio Francesco, en büyük oğlu Amadeo’nun adanın yönetiminde rol oynaması için onu Malta Üniversitesi’nde hukuk eğitimi almaya zorlar. Ancak Amadeo çocukluğundan beri ilgi duyduğu resmi, hukuk eğitimine tercih eder ve Malta’nın ünlü ressamlarından Giuseppe Hyzler’ın atölyesinde çalışmaya başlar.

Preziosi, Hyzler’in yanında aldığı eğitimden sonra kardeşi Léandro ile birlikte Paris’e gitmiştir. Resim eğitimine Ecole des Beaux Arts’ta devam etmiştir. Preziosi’nin Paris’te bulunduğu yıllar, Romantik sanatın zirvede olduğu dönemdi. Oryantalist resim de aslında Romantik resmin bir dalıydı. Avrupalı Romantikler için Doğu, doğal ve saf olana karşı duydukları özlemi giderebilecekleri bir sığınak olmuş ve yüceltilmiştir.

 Salon sergilerinde çok sayıda Oryantalist tablonun sergilendiği bu ortamdan Preziosi’nin etkilenmemesi olanaksızdı. Malta’ya dönüşünde, babasının ressam olmasına hala karşı çıktığını gören Amadeo Preziosi, Doğu Akdeniz’de bir geziye çıkmıştır. 28 Eylül 1842’de Eurotas adlı gemiyle  İstanbul’a doğru yola çıkmıştır. Sanatçı, gemideyken tuttuğu güncede, “Şark benim için yeniden doğuş olacak ve mutlu olacağım inancındayım” demiştir. İstanbul’a vardığında bu gemi yolculuğuyla ilgili notlarını, “İşte benim tablolarım, manzaram, hepsi birer birer karşımdalar artık.” cümlesiyle bitirmiştir.
Preziosi Eylül 1842 yılından vefat ettiği Eylül 1882 yılına kadar ömrünün üçte ikisini çok sevdiği İstanbul’da geçirmiştir. 26 yaşında idealist bir ressam olarak geldiği İstanbul’a 66 yaşında dünyaca tanınmış bir oryantalist ressam olarak veda etmiştir. Mezarı İstanbul’da Yeşilköy’de bulunmaktadır.

Preziosi İstanbul’un gündelik yaşamını yansıtan suluboya tablolar yapmıştır ama tablolarının son yüzyıla kadar diğer oryantalist ressamlarınkiler kadar anımsanmamıştır ve kopyalanmamıştır. Preziosi, diğer Oryantalist ressamların aksine, şehir halkını, yaşantısını, gelenek ve göreneklerini gerçekten yakından tanımış, daha da önemlisi, sevip benimsemiştir. Amadeo Preziosi’nin 1867 Paris Uluslararası Sergisi’ndeki Osmanlı Pavyonu’nda tablolarını bir Türk Ressamı sıfatıyla sergilemesi de bunun kanıtıdır.  Adolphe Thalasso, L’Art Ottoman adlı kitabında 1870’lerin İstanbul’unda Türk resminin tek temsilcisinin Levanten suluboya ressamı Preziosi olduğunu söylemektedir.

Amadeo Preziosi Eserleri

 Galler Prensi Albert Edward ve eşi Danimarka Kraliyet ailesinden Prenses Alexandra Christina Süveyş’e yaptıkları geziyi tamamladıktan sonra  İstanbul’a varmıştır. Hamalbaşı sokaktaki ressam Amadeo Preziosi’nin son derece renkli ev-stüdyosunu ziyaret etmişlerdir. Sanatçının “Nusretiye Camii” ve “İstanbul” başlıklı iki tablosunu beğenerek satın almışlardır. Bu iki tablo halen İngiliz Kraliyet Ailesinin saray koleksiyonundadır. Bu arada sanatçının İstanbul’daki İngiliz Başkonsolosluğu Rezidansında da önemli sayıda tablosu ve gravürleri bulunmaktadır. Preziosi’nin Kraliçe Victoria’nın doğum günü kutlamalarında, İstanbul’daki İngiliz Sefareti’ne ahşap üzerine bezediği bir eserini armağan ettiği de bilinmektedir.Preziosi’nin İngiliz Sefareti ile yakın ilişkiler içerisinde olduğunun bir başka göstergesi de “İngiliz Sefareti’nin Tarabya’daki Yazlık Malikanesi” adlı eseridir. Yıllar sonra ressamın bu eseri, 25 Kasım 1982’de bir Christie’s Müzayedesi’nde 171. Lot kaydı ile satılmıştı. Ayrıca, Preziosi 2 Temmuz 1870 tarihli London Illustrated News’da yayınlanmak üzere “Büyük İstanbul Yangınından Sonra Harabeye Dönen Kent” adıyla, şehrin harap olmuş halini resmeder. Bu resimde Preziosi İngiliz Sefareti çevresinde bir zamanların en popüler semtlerinden olan Pera’nın yanıp, yıkılmış halini, şaşkın ve üzgün insanları ve ölüleri betimlemiştir. Sultan Abdülaziz zamanında “Memleketeyn” denilen Romanya’da gerçekleşen bir ihtilal sonucunda Prens Couza istifaya mecbur kalmış, yerine de Prusya Krallık Hanedanından Prens Carol I. geçirilmişti. Abdülaziz hükümeti Prens Carol I.’in iktidara gelmesine itiraz etmiş ve protesto etmiş olmakla birlikte Avrupa Devletlerinin etkisiyle kabule mecbur kalmış ve Prens Carol I. 1866 yılında İstanbul’a geldiğinde onları Göksu Kasrında misafir etmiş, kendisine “Memleketeyn” Voyvodalığı tevcih edilerek, nişanlar ve hediye ediler atlar ile birlikte Romanya’ya uğurlanmıştı. İşte bu İstanbul ziyareti sırasında, Prens Carol I. Amadeo Preziosi ile tanışmış ve kendisini ülkesinin manzaralarını ve insanlarının suluboya resimlerini yapması için Romanya’ya davet etmişti. Bu davet üzerine Preziosi, Haziran 1868’de Romanya’ya gitmiş, Bükreş de dahil olmak üzere ülkenin çeşitli yerlerinde çalıştığı eskizleri, Prens ile tanesi 300-1200 Frank arasında değişen fiyatlara da anlaşmış ve İstanbul’a döndüğünde suluboya olarak çalışmak üzere yanına alarak İstanbul’a geri dönmüştü.

Ertesi yıl, 30 Mayıs ve 15 Temmuz tarihleri arasında, Preziosi, Romanya tekrar gitmiş, daha önce eskizlerini yapmış olduğu resimleri teslim etmiş, yeni bir eskiz defterinde toparladığı, kara kalem çizimler, mürekkep ve suluboya desenler ile zaman geçirmişti. Prens ve diğer Romanya’lı aileler için yapmış olduğu 255 adet Romanya temalı resim ve bu eskiz defteri ölümünün ardından unutulmuş, ancak 1934 yılında Bükreş’te yapılan bir sergi ile tekrar gün ışığına çıkmıştır. Eserler günümüzde Bükreş Belediye Müzesi’ndedir. Romanya’ya yaptığı son geziden döndükten sonra ve 1873’te eşini kaybettikten sonra bir süre hiç çalışmayan Amadeo Preziosi, İstanbul’da sanatını devam ettirmiş, ancak fotoğrafın yaygınlaşması ve çok ucuza kopyalanabilip sınırsız sayılarda çoğaltılabilir hale gelmesi yüzünden, resimlerine ilgi azalmış, eskisi kadar resimlerine alıcı bulamaz olmuştu.

Ressamın en çok bilinen eseri, Ali Muhittin Hacı Bekir Şekerlemeleri’nin 1777 yılında açılmış ve bugün halen kullanılmakta olan Bahçekapı’daki şekerleme dükkanının suluboya tanıtım resmidir. Resmin bir litografik reprodüksiyonu 214 kayıt numarası ile Topkapı Sarayı Resim Koleksiyonundadır.Resimlerindeki ana tema, İstanbul’da yaşayan tüccarlar, seyyar satıcılar, askerler, dervişler ve kadınlardı. Sıradan insanları günlük yaşamları ve çevreleri içinde betimledi. İstanbul tipleri çok tutulunca, en popüler olanları tekrar tekrar çizdi ve bunların taş baskılarını yaptı. 1858’de Paris’te “Stamboul. Recollections of Eastern Life – İstanbul. Doğu Yaşamından Anılar” adlı renkli taş baskı albümü yayımladı ve üç baskı yaptı. Ayrıca, Boğaziçi, Haliç gibi semtlerle çarşıları, mezarlıkları ve İstanbul sokaklarınını betimleyen resimler yaptı. “Boğaz Görünümü ve Demir Atmış Müttefik Donanmaları” (1854), “Kırım Kahramanlarının Mezarlığı” (1856) gibi suluboyalarında Kırım Savaşı’nı konu aldı.
Preziosi’nin resimlerinin çoğunluğu İstanbul’da yaşayan yabancılar ve 20.yüzyıl başında göç eden Osmanlı burjuvazisi tarafından satın alındığından, bugün resimlerinin birçoğu yurtdışındaki müzeler ve özel koleksiyonlardadır. Buna rağmen Türkiye’de Topkapı Sarayı’nda, Deniz Müzesi’nde ve Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde bazı eserlerini görebilmek mümkündür. Bunların yanısıra Türkiye’de birçok sanatseverin özel koleksiyonlarında da [ Ömer M. Koç, Ömer Dinçkök, Hayati Gürel ve Monik (Burla) Benardete ] Preziosi resimleri bulunmaktadır. Preziosi eserlerini 1858’de Paris, 1863 ve 1882’de Londra Kraliyet akademisinde, 1867’de Paris uluslararası sergisindeki Osmanlı pavyonunda sergilemişti. 1985 yılında Londra Viktorya ve Albert Müzesi tarafından önemli bir sergi düzenlenmiş, Romanya Bükreş’te Bükreş Müzesi tarafından 2003 yılında kapsamlı bir sergisi yapılmıştı. Türkiye’de ise 2007’de İstanbul’da Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisinde eserleri sergilenmiş ve sergi aynı zamanda kitaplaştırılmıştır. Bu sergide yer alan resimlerde 1840’ların İstanbul halkı, günlük yaşamları içerisinde ya da mesleklerine ilişkin ortam ve kıyafetleriyle ayrıntılı olarak betimlenmiştir.Sanatçı, İstanbul’da yaşayan bu tipler arasında Türklerin yanı sıra Arnavut, Rum, Yahudi ve Ermeni gibi etnik gruplara, 1852–1856 yılları arasında gerçekleştirdiği figür çalışmalarında ise Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli bölgelerinin dışında İran ile Hindistan’dan İstanbul’a gelen egzotik tiplere de yer vermiştir. 1852–1856 tarihli çalışmalarında figürler, 1840’lı yıllara tarihlenen çalışmalarından farklı olarak doğal çevrelerinden soyutlanarak betimlenmişlerdir. Natüralist üsluptaki bu resimler genellikle kâğıt üzerine suluboya ve kalemle gerçekleştirilmiş, sanatçı bazı resimlerde guvaş ve mürekkep de kullanmıştır.Sergideki İstanbul görünümleri ve yaşantısına dair resimlere fon oluşturan Boğaz kıyıları ve sırtları, mesire yerleri (Haliç, Kâğıthane ve Göksu), Kız Kulesi, Galata Kulesi, mezarlıklar, çarşılar, kahvehaneler, Galata Mevlevihanesi, Beylerbeyi, Nuruosmaniye, Nusretiye, Ortaköy, Arap ve Yeni Camii sanatçının severek çalıştığı konular arasındadır. Preziosi’nin, Sultan Abdülmecid’i saltanat kayığıyla Beylerbeyi Camii’ne ve Çırağan Sarayı’na giderken betimlediği; Kırım Savaşı başlangıcında Boğaz’a demir atan İngiliz, Osmanlı ve Fransız donanmaları ile Üsküdar’daki İngiliz Birlikleri ve Ordugâhı’nı resimlediği yapıtları ise boyutları ve belirli bir olayı anlatmaları bakımından diğer resimlerden farklılık göstermektedirler.

Sergide Preziosi’nin suluboya ile yaptığı ve Eric Grünberg Koleksiyonu’na ait, doğulu tiplerin portrelerinden oluşan bir albüm; yine aynı koleksiyona ait sanatçının “Avrupa’daki Seyahatimin Anıları” olarak isimlendirdiği ve içinde Çanakkale, İzmir, Valletta, Messina, Napoli, Livorno, Pisa, Boulogne-sur-Mer, Londra, Dover, Korsika ve Bozcaada’da gerçekleştirdiği 1855 tarihli bir desen albümü; 1862 yılında Mısır’da bulunduğu döneme tarihlenen ve Mısırlı tipleri betimlediği Ömer M. Koç Koleksiyonu’nda bulunan taşbaskı albüm ile yine aynı koleksiyonda yer alan 1858 tarihli İstanbul halkını ve çeşitli meslek erbaplarını günlük yaşantıları içinde anlatan taşbaskı bir albüm de yer almaktadır.Amadeo Preziosi’nin eserleri İngiltere, Malta, Romanya ve Türkiye’de müzelerinde Londra’da Victoria ve Albert Müzelerinde, Malta Valetta Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi, Romanya Ulusal Sanat Müzesi, Bükreş Şehir müzesi, Peleş Ulusal Müzesi, İstanbul’da MSGSÜ Resim ve Heykel Müzesi, Topkapı Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı Müzeleri, Deniz Müzesi) bulunmaktadır. Eserleri 1858 ve 1861’de iki albümde [Stamboul: Recollections of Eastern Life In 1858 ] Paris, Lemercier tarafından basılmıştır ve bir kopyası İngiltere’de Adrian Harrington Rare Book tarafından 20.000 $’a satışa sunulmuştur. [Stamboul: Souvenir d’Orient in 1861] yayınlanmıştır. Ölümünden bir yıl sonra ise 1883’de üçüncü albümü (Encyclopedie Des Arts Decoratifs de L’Orient: Stamboul -Moeurs et Costumes) yayımlanmıştır.Kont Vittorio Amadeo Preziosi’nin, 1875 tarihli, Romanya, Macaristan, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Malta ve İstanbul’a ait çarpıcı suluboya resimlerinin yer aldığı, kendisinin “Souvenir de mon dernier voyage” (Son gezimden Hatıralarım) diye adlandırdığı 81 adet suluboya resminin yer aldığı 26×35 cm boyutlarındaki albümü (eskiz defteri), 16 Eylül 2009’da Londra Bond Street’te Bohnam Müzayede evinde 320.000-500.000 pound arasında bir fiyatla satışa sunulmuş, 378.400 pound’a satılmıştır.

 

Kaynak: 1, 2

Nazlıcan Yazıcı
Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi bölümüne devam ederken kültür, sanat, seyahat sitelerinde kendini geliştirmek ve bölümü ile ilgili alanları, sevdiklerini, ilgilendiklerini yazıya dökmek istediği için çeşitli platformlarda 2 yıl boyunca yazarlık ve editörlük yaptı. Bu isteklerini kendi platformunda daha iyi yansıtabileceğine karar verdikten sonra FovArt’ı kurdu. Kazandığı deneyimler ve ürettiği farklı içerikler ile yazın hayatını sürdürmekte.
İletişim için nazlicanyazici@fovart.net adresinden ulaşabilirsiniz.